Fitoöstrojenler 101: Nedir, Nerede Bulunur?

|Doğukan

Kırmızı yonca bu sitede birbirinden çok farklı iki tartışmanın içinde geçiyor: biri cilt, diğeri menopoz. İkisinin de arkasında aynı kimya var — fitoöstrojen adı verilen bir bitkisel bileşik sınıfı. Bu yazı, her iki yazıdan da işaret ettiğimiz giriş metni; böylece hiçbiri temel bilgileri baştan anlatmak zorunda kalmıyor.

Fitoöstrojen tam olarak nedir

Fitoöstrojen, moleküler biçimi insan hormonu östrojene, vücuttaki östrojen reseptörlerine zayıf da olsa bağlanabilecek kadar benzeyen, bitki kaynaklı bir bileşiktir. Bu cümlenin bütün yükünü “bağlanabilecek kadar benzeyen” ifadesi taşıyor — fitoöstrojenler östrojen değildir ve zayıf bağlanmak, bir hormon gibi tam güçle davranmakla aynı şey değildir. Etki gerçek ama kısmi; araştırmacıların fitoöstrojenlerin çoğunu, vücudun kendi östrojenine kıyasla çok daha düşük bağlanma afinitesine sahip bileşikler olarak tanımlamasının nedeni de bu.

Başlıca türleri ve nereden geldikleri

Fitoöstrojen tek bir bileşik değil; birbirinden ayrı birkaç kimyasal aileyi kapsayan ve sıradan gıdaların içinde bulunan bir kategoridir:

  • İzoflavonlar — kırmızı yoncanın, soya fasulyesi ve diğer baklagillerin yanında yer aldığı aile. Kırmızı yoncanın başlıca izoflavonları olan biokanin A ile formononetin, vücutta daha aktif formlara dönüştürülür.
  • Lignanlar — keten tohumunda, tam tahıllarda ve bazı sebzelerde bulunur.
  • Kumestanlar — çeşitli baklagillerde ve filizlerde daha az miktarda bulunur.

Yani çoğu insan, sıradan bitkisel gıdalar üzerinden zaten düzenli olarak ve çoğu zaman fark etmeden fitoöstrojen tüketiyor.

“Seçici” olmak neden önemli

İnsan vücudunda ERα ve ERβ adı verilen iki başlıca östrojen reseptörü tipi bulunur ve bunlar dokulara farklı dağılır — cilt, kemik, üreme dokusu ve diğerlerinin her birinde bu ikisinin kendine özgü bir dengesi vardır. İzoflavonlar ikisine eşit bağlanmaz; çoğu ERβ yönünde bir tercih gösterir. Araştırmacıların bitkisel izoflavonları zaman zaman SERM (seçici östrojen reseptörü modülatörleri) adı verilen daha geniş bir bileşik kategorisiyle birlikte anmasının nedeni, bu seçici ve kısmi bağlanmadır — SERM’ler, östrojenin kendisi gibi tekdüze davranmak yerine farklı dokularda farklı davranabilen moleküllerdir. Araştırmacıların gözlemlediği etkilerin genellikle mütevazı ve dokuya özgü kalmasının, topyekûn bir hormonal etki oluşturmamasının nedeni de aynı seçiciliktir.

Bunun bir takviye edici gıda ya da cilt bakım ürünü için ne anlama geldiği — ve ne anlama gelmediği

Fitoöstrojenler östrojen reseptörleriyle hiç değilse bir düzeyde etkileştiği için, östrojenle ilişkili süreçlere — cilt yaşlanması, kemik yoğunluğu ve menopoz geçişi bunlar arasında — yönelik araştırmaların meşru bir konusudur. Bu, onları içeren her ürünün fark edilir bir etki oluşturacağı anlamına gelmez; herkes için risksiz oldukları anlamına da gelmez. Derişik formlar — gıdadaki düzeyler değil, takviye edici gıdalar ve ekstreler — etki bakımından en çok çalışılan formdur; aynı zamanda hamile ve emziren kişiler, hormona duyarlı bir sağlık durumu olanlar ve antikoagülan ya da hormonal ilaç kullananlar için en fazla dikkat gerektiren formdur.

Buradan nereye

Özel olarak kırmızı yoncanın izoflavonları ve cilt ile saç araştırmalarının ne gösterdiği için Kırmızı Yonca: Bilimin Sürekli Geri Döndüğü Anadolu Çiçeği yazımıza bakabilirsiniz. Menopoza özgü araştırmalar, doz ayrıntıları ve güvenlik tablosunun tamamı için Kırmızı Yonca ve Menopoz: Araştırmalar Ne Gösteriyor yazımızda okuyabilirsiniz.

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Kozmetik ürünler ve takviye edici gıdalar beşerî tıbbi ürün değildir; hastalıkların teşhisi, tedavisi veya önlenmesi amacıyla kullanılamaz.